Beden yalnızca fiziksel bir varlık değildir; içsel çatışmaları, toplumsal baskıları ve kişisel gerilimleri yansıtır. Kendimi mi Yiyorum?, beden algısı bozuklukları ve yeme bozuklukları tarafından şekillenen süregelen gerilimi görünür kılarak bireyin kendi bedeniyle kurduğu ilişkiyi sorgular.
Bedenin bir aidiyet alanı mı yoksa bir hapsedilme biçimi mi olduğu sorusu, çalışmanın kavramsal merkezini oluşturur. Kırılamayan döngüler, yabancılaşma duygusu, silinme korkusu ve kendini kabul etme çabası; bedeni yalnızca bir nesne değil, yaşanan bir deneyim olarak konumlandırır.
Proje, içsel bir dönüşüme davet niteliği taşırken aynı zamanda kolektif bir deneyimi de yansıtır. Bedenin anlamını, sınırlarını ve taşıdığı görünmez mücadeleleri araştırır.
Proje içinde bir alt seri olarak yer alan Dismorfofobi, bireyin bedenini çarpıtılmış ve yabancı bir biçimde deneyimlediği algısal bir bozukluğu tarif eder. Bu imgeler hem bir tanıklık hem de bir yüzleşme alanı olarak işler; ortak bir psikolojik mücadeleyi yansıtır.